What’s new in Cardiothoracic Imaging (Turkish) – September 2020

2 sene ago
Subsolid Akciğer Adenokarsinom Nodüllerinin Toraks BT’de Büyüme Hızı

Constance de Margerie-MellonLong H NgoRitu R GillAntonio C Monteiro FilhoBenedikt H HeidingerAllison OnkenMayra A MedinaPaul A VanderLaanAlexander A Bankier

https://pubs.rsna.org/doi/10.1148/radiol.2020192322

Harvard Üniversitesi ve Viyana Üniversitesi’nden araştırmacılar, patolojik olarak kanıtlanmış adenokarsinom hastalarından oluşan kohortta kısmen solid nodüller (PSN’ler) ve buzlu cam nodülleri (BCN’ler) için eksponansiyel büyüme modelini doğrulamaya çalışıyorlar. Araştırmacılar, oldukça büyük olan doku veritabanlarını kullanarak toplamda 750 karsinomdan dahil/etme dışlama kriterlerine uyan (3 farklı zamandan BT taramasına sahip olma ve kısmen solid nodül ya da buzlu cam nodülü olma) 74 nodül tanımladı. Araştırmacılar bu 74 nodülleri buzlu cam (50 adet- %68) ve kısmi solid (24 adet- %32) olarak ikiye ayırdı. Bu retrospektif incelemede, 2 radyolog total volümün referans değerini tahmin etmek ve rezeksiyon öncesinde en az 3 farklı zaman boyunca nodül büyümesini takip etmek amacıyla piyasada mevcut olan bir yumuşak doku kernel segmentasyon yazılımını buzlu cam ve kısmi solid nodüllerin segmentasyonu için kullandı. Verilerin ortalamasını ve hacim büyüme eğrilerinin varyans/kovaryansını simüle etmek için lineer karma etki modeli kullanıldı. Bu veriler kullanılarak standart büyüme modelleri büyümenin lineer, eksponansiyel, kuadratik ve güç yasası modellerini elde etmek için kullanıldı. Analiz en yüksek r2 (ayarlanmış R2) ve en düşük ortalama hata kareleri kökü (RMSE)’ne sahip olacak en iyi model kullanılarak yapıldı. Eksponansiyel büyüme eğrisi, hem buzlu cam nodüllerinin büyümesinin (r2= 0.89, RSME= 688) hem de kısmi solid nodülerinin büyümesinin (r2=0.95, RSME=146) modellenmesinde en iyi uyan eğriyi verdi. Ardışık BT muayenelerinin kullanılması, BCN ve PSN’ler için büyüme hızlarının tahmin edilebilmesini sağladı ve böylece BT morfolojisi, klinik ve histolojik karakterlerle ilgili ilginç bağlantılar ortaya çıktı. Örneğin, BCN’lerin PSN’lerden daha yüksek bir hızda büyüdüğü, BCN’nin büyüme hızı eğrisinin eğiminin PSN’nin yaklaşık iki katı olduğu gözlendi. In situ adenokarsinomun iki katına çıkma süresinin, invaziv adenokarsinoma göre kayda değer düzeyde daha uzun olduğu gözlendi (939 gün vs 679 gün, P=.01). Başka birçok ilginç bağlantı gözlemlendi. Araştırmacılar, hiçbir büyüme modelin sorgulanan tümörlere mükemmel bir şekilde uymadığını belirtti. Bunun mantıklı bir açıklaması olarak da tümörlerin doğasının heterojen olduğunu, herhangi iki tümörün tam olarak benzer büyüme gösteremeyeceğini ileri sürdüler. Bazal agresif özelliklerin veya yapısal büyüme paternindeki farklılıkların bu durumun nedenlerinden olabileceğini söylediler. Eksponansiyel model en iyi performansı gösterdiği için araştırmacılar bu modelin tümör büyümesini tahmin etmek için kullanılmasını tavsiye etseler de tümörün doğasındaki heterojenlikten ötürü küçük farklılıkların bekleneceğinin ve bu adenokarsinomaların in situ’daki davranışlarının daha bütüncül bir görüntüsünü elde etmek için analog özellikleri kullanmanın gerekeceğinin altını çiziyorlar.

 

Koronavirüs (COVID-19) Pnömonisinin Zamanında Tanı ve Tedavisi İyileşme Süresini Kısaltır ve Ardışık Toraks BT’sindeki En Yüksek Skoru ve Son BT’deki Skoru Düşürür

Guoquan Huang, Tao Gong, Guangbin Wang, Jianwen Wang, Xinfu Guo, Erpeng Cai, Shirong Li, Xiaohu Li, Yongqiang Yu, and Liangjie Lin

American Journal of Roentgenology 2020 215:2, 367-373

Read More: https://www-ajronline-org.liboff.ohsu.edu/doi/full/10.2214/AJR.20.23078

Çin’in Wuhu kentinden araştırmacılar, yeni Koronavirüs ile enfekte olmuş hastaları takip etmek için yükseltilmiş bir BT sınıflandırma sistemi ortaya koydu. COVID-19’un tipik BT belirtilerinin periferik buzlu cam opasiteleri (GGO’lar) olduğu yaygın olarak bilinmektedir. Hastalık ilerledikçe, buzlu cam alanları arasında “kaldırım taşı” görünümü belirir ve bu daha sonra konsolidasyona doğru ilerler. Bu yeni sistem, bu beklenen klinik seyri hesaba katmak için standart sınıflandırma sistemini, “kaldırım taşı” görünümünün varlığı için +1, konsolidasyon için +2 artırarak, maksimum lober puanını 5’ten 7’ye ve dolayısıyla toplam puanı 25’den 35’e kadar artırır.  Retrospektif olarak bu yeni sistemi kullanarak 30 COVID-19 pozitif hastadan oluşan bir hasta popülasyonu iki farklı gruba ayrıldı. Grup A erken teşhis ve tedavi edilenler (ilk semptom başlangıcından sonra 3 gün içinde), Grup B ise ilk semptom başlangıcından 3 gün sonra teşhis edilenlerdir. Gruplar arasında cinsiyet veya yaş açısından istatistiksel bir fark yoktu. Ayrıldıktan sonra, Grup A ve B’nin ardışık BT taramalarına bu değiştirilmiş puanlama sistemi uygulandı; hastalık hafifleme süresi, maksimum BT skoru ve son BT skoru çalışma sonuç noktaları olarak kullanıldı. Her hasta için ardaşık BT skorları enterpolasyona tabi tutuldu ve hastalığın hafiflemesine kadar geçen süre, eğri üzerindeki en yüksek değerin zaman noktası kullanılarak tahmin edildi. Grup A ve Grup B için ardışık BT skorlarının varyasyon eğilimleri, her grubun ortalama BT skorlarına uyan Lorentzian çizgi şekli kullanılarak çizildi. Grup A ve B için son BT skorları, Mann Whitney testi kullanılarak analiz edildi. Çalışmaya kaydedilen 25 hastada (Grup A’da 14 ve Grup B’de 11) erken tanı ve tedavi, maksimum BT skoru, hastalık iyileşme süresi ve son BT skoru ile pozitif korelasyon gösterdi. Tanı ve tedavinin semptom başlangıcından 3 günden daha kısa sürede yapıldığı hastalar için, hastanın istatistiksel olarak farklı daha düşük maksimum BT skoru (16’ya kıyasla 10), hastalığın iyileşmesi için daha kısa bir süre (13 güne kıyasla 6 gün) ve daha düşük bir son BT skoru (3.14 +/- 2.41 ve 5.54 +/- 1.20) görüldü. Bu sonuçlar, erken teşhis ve tedavinin, bu sadece destekleyici bakım olsa bile, hastalığın ciddiyetini ve süresini sınırlamak için kritik olduğunu göstermektedir. Araştırmacılar, ardışık BT taramalarını ve yeni puanlama sistemlerini kullanarak, COVID-19 pnömonisinin buzlu camdan, kaldırım taşı görüntüsüne ve konsolidasyona evrimini nicel ve doğru bir şekilde tanımlayabildiler ve daha erken teşhis ve tedavinin, hastalığın şiddeti ve zaman süreci ile pozitif bir şekilde ilişkili olduğunu doğrulayabildiler.  Bu bulguları daha büyük bir kohortta doğrulayabilen daha güçlü bir çalışma yapılabilir.

 

Yaşlı ve Gençler Yetişkinlerde Coronavirüsün Karşılaştırmalı Çalışması

Zhu, Tingting MD, PhD*; Wang, Yujin MD*; Zhou, Shuchang MD, PhD*; Zhang, Na PhD†; Xia, Liming MD, PhD*

Journal of Thoracic Imaging: July 2020 – Volume 35 – Issue 4 – p W97-W101

https://journals.lww.com/thoracicimaging/Fulltext/2020/07000/A_Comparative_Study_of_Chest_Computed_Tomography.13.aspx

Hubei ilindeki araştırmacılar; hastaneye yatırılan kanıtlanmış 72 COVID-19 hastası üzerinde geriye dönük bir inceleme gerçekleştirdi. Bu 72 hasta, >60 yaş olarak tanımlanan “yaşlı yetişkinler” ve <60 yaş olarak tanımlanan “genç yetişkinler” olmak üzere iki gruba ayrıldı. Bu iki grupta yüksek ateş (%81.9) ve öksürük (%38.9) en yaygın semptomlar olarak raporlanırken solunum güçlüğü ve yorgunluk iki grupta benzer sayıda raporlandı. Toraks BT incelemeleri  1) hastalığın dağılımı (merkezi-periferal) 2) lingulayı ayrı bir lob kabul etmek üzere dahil olan lob sayısı 3) lezyon dansitesi (saf buzlu cam opasiteleri, konsolidasyon içeren buzlu cam opasiteleri, ya da konsolidatif opasiteler) 4) interstisyel değişiklikler (retikülasyonlar, interlobülar septal kalınlaşma, subplevlar çizgiler vb.) 5) vakuolasyon, hava bronkogramları ya da vasküler genişlemeler gibi eşlik eden radyolojik bulgular 6) plevral reaksiyonlar (plevral kalınlaşma, plevral traksiyon ve plevral kalınlaşma) için değerlendirildi. Yalnızca 72 hastalık bir kohortla çalışma pek güçlü olmasa da araştırmacılar yetişkinlerde semptomatik COVID-19’un en yaygın görülen özelliklerini gözlemlediler. Yaşlı yetişkinler grubu, %67.9’unun 6 lobun tamamının içermesi ile genç yetişkinlerdeki %36.4 oranından istatistiksel olarak kayda değer bir farklılık gösterdi. İki grup, hastaların büyük bir bölümünün (%81.9) karışık konsolidasyon ile buzlu cam opasitelerine sahip olmasıyla benzer lezyon dansiteleri gösterdiler. Vakaların %70.3’ünde baskın olarak periferal desen ile iki grup benzer hastalık dağılımı gösterdi. Yaşlı yetişkinlerin BT taramalarında subplevral çizgiler (%50) ve plevral kalınlaşma (%71.4) genç yetişkinlere göre daha sık gözlendi. Veriler; semptomatik bireylerde baskın olarak periferal dağılımın ve karışık buzlu cam-konsolidatif opasitelerin en yaygın görülen BT bulguları olduğunu doğruladı. Yaşlı yetişkinler, genç grupla karşılaştırıldığında rutin olarak daha yaygın bir akciğer tutulumu gösterdi, bu da COVID-19 ile enfekte olmuş yaşlı hastalardaki mortalite ve morbiditedeki farklılık için bir açıklama sunmuş oldu.  Yazarlar, yaşlı hasta popülasyonlarında bulunan diğer istatistiksel olarak anlamlı plevral kalınlaşma ve subplevral çizgi bulgularının, daha yaşlı kohortta akciğer parankim inflamasyonuna yanıt farklılıkları ile ilişkili olabileceğini ve hastalığın ilerlemesinin bir göstergesi olabileceğini öne sürüyorlar.

 

Atriyal Fibrilasyonlu Hastalarda Rastlantısal Koroner Arter Kalsifikasyonu ve İnme Riski

Dustin Hillerson, Thomas Wool, Gbolahan O. Ogunbayo, Vincent L. Sorrell, and Steve W. Leung

American Journal of Roentgenology 2020 215:2, 344-350

https://www.ajronline.org/doi/abs/10.2214/AJR.19.22298

Kentucky Üniversitesi’nden araştırmacılar, atriyal fibrilasyon (Afib) olan hastalarda rutin toraks BT’lerinde tespit edilen rastlantısal koroner arter kalsifikasyonların varlığının, CHA2DS2-VASc risk değerlendirmesinden bağımsız olarak inme ile ilişkili olup olmadığını belirlemeyi amaçladı. Afib hastalarında koroner arter kalsifikasyonlarının (KAK) koroner arter hastalığı (KAH) için bir gösterge olabileceği varsayıldı.  Bu retrospektif derlemede, A-fib tanısı alan ve daha sonra felç geçiren 203 hasta ve felç olmayan 203 Afib hastası olmak üzere iki kohort oluşturulmuştur; daha da önemlisi, her bir inme vakası, inme olmayan bir vaka ile aynı risk faktörlerine sahip olacak şekilde bire bir eşleştirilmiştir. KAK’larının varlığını tespit etmek için her iki grup için rutin toraks BT’leri gözden geçirildi ve KAK’ları yok, hafif, orta veya şiddetli olarak derecelendirildi. KAK’ları inme geçiren 129 hastada (% 63,5) ve inme geçirmeyen 121 hastada (% 59,6) 0,46 P değeri ile tanımlandı. Ancak, COX regresyon analizi, KAK’larının varlığı ile inme olasılığı arasında 1,47’lik bir Tehlike Oranı (HR) (% 95 CI, 1,1-1,97 p <0,01) ile önemli bir zamansal ilişki tanımladı. KAK grubundaki 203 hastadan 124’ü takip sırasında ölürken, KAK’suz hastaların sadece 60’ı aynı zaman diliminde 1.6’lık bir HR üreterek (% 95 CI 1.17-2.18, p <0.01) hayatını kaybetti. Yazarlar, inme ve mortalite ile orta düzeyde bir ilişki gösterdiklerinden, olası KAK’nın CHA2DS2VASc risk değerlendirme aracına eklenebileceğini varsaymaktadır. Bu çalışmanın sınırlamaları, geriye dönük incelemeden kaynaklanan olası yanlılık ve diğer karıştırıcı faktörlerden kaynaklanan ölüm oranıdır.

References
  • Share